HİPNOZ YÖNTEMİ İLE DOĞUM

HYPNOBIRTHING – HİPNOZ YÖNTEMİ İLE DOĞUM

Hypnobirthing (hipnoz, telkin tekniği ile doğum) tekniği anne adaylarının normal doğuma rahat, korkusuz ve güven içerisinde girmesi için uygulanan bir yöntemdir. Her kadının çocukluğundan itibaren doğum hakkında duyduğu bazı iyi veya kötü hikayeler vardır ve bunlar bilinç altında yer ederek kişinin doğum konusunda az veya çok korku, endişe beslemesine yol açar. Hypnobirthing yöntemi anne adayının bilinç altındaki korkularını yenmesini ve aslında doğumla rahatça başedebilecek yeteneklerin her kadının içerisinde saklı olduğunu göstermeyi amaçlar. Ayrıca çeşitli nefes teknikleri, gevşeme teknikleri ile annenin doğum sancıları ile rahatça başetmesini öğretir. Hypnobirthing sayesinde anne kendisine güven duymayı öğrenir.

Erken doğum için risk faktörleri

ERKEN DOĞUM (PRETERM DOĞUM)

ERKEN DOĞUM RİSKİ – ERKEN DOĞUM TEHDİDİ
Erken doğum ya da preterm doğum son adet tarihine göre 24 hafta ile 37 hafta arasında doğum olmasıdır. 34-37 haftalar arasında olan erken doğumlar tüm erken doğumların %70’ini oluşturur ve geç preterm eylem olarak adlandırılır.
37 hafta ile 41 hafta arasında olan doğumlar ise miadında yani normal zamanında (term) doğumlar olarak değerlendirilir. Doğum sancılarının başlaması ise erken doğum tehdidi olarak adlandırılır.

Bütün doğumların yaklaşık %10’u erken doğum şeklinde olmaktadır. Preterm doğumlar konjenital anomaliler hariç neonatal ölümlerin (yenidoğan dönemindeki ölümlerin) %75’inden sorumludur. Erken doğum ile sonuçlanan gebeliklerde bebekte görme ve işitme problemleri, kronik akciğer hastalığı, okul başarısızlığı, serebral palsy (spastik çocuk) görülme ihtimali daha yüksektir.

Erken doğumlarda bebeğin yaşama şansı doğum haftası arttıkça giderek artar. Örneğin 24. gebelik haftasında olan doğumlarda bebeklerin çok az bir kısmı yaşayabilirken, 26. haftadaki doğumlarda bebeklerin yaşama şansı yaklaşık %50’dir. Ölüm oranı 28. haftada gerçekleşen doğumlarda yaklaşık %25 iken 30. haftada %10 civarındadır. 34 haftadan sonra doğanlar yüksek oranda yaşama şansına sahiptir. Halk arasında bazen söylenen “7 aylık doğan bebeğin yaşama şansı sekiz aylık doğana göre daha fazladır” sözü tamamen yanlıştır.

Erken doğum eylemi nedir?
Erken doğum tehdidi (tehdit) yani erken doğum riski 37 haftadan önceki bir gebelikte sadece sancıların başlamasını ifade eder, bu sancılar artarsa erken doğum meydana gelebilir. Eğer rahim ağzında açılma olmuşsa, bebek doğum kanalında ilerlemeye başlamışsa artık doğum eylemi gerçekleşiyordur, buna erken doğum eylemi denir. Erken doğum tedidinde eylem yani açılma, ilerleme yoktur veya çok azdır, sadece sancılar vardır.
gebelik süresi, gün aşımı, preterm
Resmi büyütmek için üzerine tıklayın

Erken doğum için risk faktörleri, nedenleri:
– Daha önce erken doğum yapanlar
– Daha önce ölü doğum hikayesi
– Rahim ağzıyla ilgili ameliyat geçirenler
– Rahimle ilgili anomaliler, şekil bozuklukları
– Sigara içimi
– İlaç bağımlılığı
– Annede kansızlık
– Annedeki kronik hastalıklar
– Annede stres ve depresyon
– Gebelik sırasında idrar yolu enfeksiyonu geçirmek
– Zarların erkenden açılması ve su gelmesi (EMR)
– Gebelikte kanama meydana gelmesi
– Düşük sosyoekonomik düzey
– Siyah ırkta erken doğuma 2-4 kat daha sık rastlanır
– Gebelikte yüksek tansiyon olması
– Çoğul gebelikler
– Aşırı fiziksel aktivite
– Doğumlar arasındaki sürenin kısa olması
– Anne yaşının 18’den küçük veya 40’dan büyük olması
– Annenin kilosu azaldıkça erken doğum riski de artmaktadır. (Kilo fazlalığının da getirdiği başka riskler vardır.)
– Oligohidramnios, polihidramnios (Amnion suyunun az veya fazla olması)
– IVF, ICSI (tüp bebek)

Sezaryen doğum sonrası dikiş izleri

MELİYAT SONRASI DİKİŞ İZLERİ
SEZERYAN VE DİĞER AMELİYATLARDA DİKİŞ İZİ

Skar cilt yaralanmasından sonra veya ameliyatlarda cildin kesilmesinden sonra oluşan fibröz dokudur. Cildin iyileşmesi neticesinde oluşan fizyolojik bir oluşumdur. Bazen çok az belli olacak kadar olmasına rağmen bazen çok belirgin görülebilecek hatta kabarıklık oluşturabilecek kadar belirgin yara iyileşmeleri olabilir. Skar Türkçe’de yara izi olarak adlandırılır ancak yaraların çoğuna dikiş atıldığı için yaygın olarak dikiş izi terimi de kullanılmaktadır, ancak dikiş olsun veya olmasın her yara iyileşmesinde mutlaka az veya çok iz meydana gelir. Yara izi (dikiş izi) oluşmasında rol alan bazı etkenler vardır. Bunlar içerisinde en önemli faktör genetik faktördür. Çünkü aynı cerrah tarafından aynı büyüklükte, aynı aletlerle, tıpatıp aynı şekilde yapılan kesilerin sonucunda farklı kişilerde çok farklı yara izleri oluşabilmektedir.

Skar dokusu aslında sadece cilt değil vücuttaki farklı dokularda da oluşan yara sonrası iyileşme sürecinde oluşan bir biyolojik süreçtir. Skar oluşum sürecinde eğer kollojen dokusu çok fazla sentezlenirse ciltten bariz kabarık ve kırmızı renkte oluşan skara “hipertrofik skar” denir. Bunların daha belirgin ve tümöral kitle şeklinde oluşanlarına “keloid” denir, genellikle siyah cilt rengine sahip kişilerde meydana gelir. Ameliyat sonrası bu kadar çok belirgin yara izi oluşmuşsa bu durumda estetik cerrahi müdahale ile düzeltme yapılabilmektedir.

Skar (kesi izi) oluşumunu etkileyen faktörler:
– Yaş ilerledikçe derinin elastikiyeti ve kalınlığı azalır. Bunun sebebi ciltteki kollajenin değişmesi ve yağ dokusunun azalmasıdır. Bu nedenle ileri yaşta cilt dokusunun iyileşmesi daha kötü olur, daha uzun zaman alır, yara izi daha belirgin olabilir.
– Siyah ırk skar oluştırmaya daha yatkındır. Daha büyük ve kalın skarlar oluşur.
– Genetik ve aile: Anne babasında ve kardeşlerinde skar oluşmaya yatkınlık olan kişilerde de benzer durum izlenebilir.
– Büyük ve derin cilt kesileri daha çok skar dokusu oluşturma eğilimindedirler. Çünkü büyük kesilerin iyileşmesi daha uzun sürer ve yaraya binen gerilim kuvveti daha fazla olur.
– Sigara bazı yaraların iyileşmesini geciktireceği için skar oluşumunu arttırabilir. Bu nedenle bazı plastik cerrahlar ameliyattan önceki birkaç hafta hiç sigara içilmemesini isterler.
– Alkol ve kafein vücutta su kaybına neden olduğu için dikiş izi oluşumunu arttırabilir bu nedenle yara iyileşmesi tamamlanana kadar uzak durmak gerekir.
– Sağlıklı ve dengeli beslenme yara iyileşme sürecini etkiler. Özellikle et ve süt ürünleri ile proteinden zengin beslenmek önemlidir.
– Bol su içmek önemlidir. Susuz (dehidrate) kalındığında cilt elastikiyeti azalır bu da yara iyileşmesi üzerine olumsuz etki eder.
– Aşırı kilo yara iyileşmesini olumsuz etkiler.
– Taburcu oldukta sonra doktorunuz yara yeri bakımı ile ilgili önerilerde bulunmuşsa bunları değiştirmeden aynen uygulamanız gerekir.
– Yara yerinde oluşabilecek enfeksiyon yara iyileşmesini geciktirir ve fazla skar oluşumuna neden olur.
– Diyabet ve diğer kronik hastalıklar olumsuz etki gösterir. Diyabet hastalarının ameliyattan önce ve sonra kan şekerlerinin normal seviyede tutulması yara iyileşmesini olumlu etkiler.
– Yara yeri yani dikiş bölgesinin çekilmesi, gerdirilmesi, baskı yapılması gibi üzerine basınç uygulayan eylemlerden kaçınmak gerekir. Bunlar yara iyileşmesini geciktirir ve fazla dikiş izi oluşmasına neden olur.
– Dikiş yerinin direk güneş ışığına fazla maruz kalmasından kaçınmak gerekir.

Dikiş bölgesinin bakımı:
– Ameliyat sonrası taburcu olmadan önce yara yerinizin kaç gün kuru kalması gerektiği ve ne zaman banyoya başlayabileceğiniz konusunda doktorunuzdan bilgi alın, bunları dikkatlice uygulayın.
– Yara yerinize hergün kızarıklık, akıntı, kanama var mı diye göz atın.
– Yara yerini ve dikişlerin üzerini ovalamaktan kaçının.
– Dikiş bölgesindeki iplik veya zımbaları dotorunuzdan habersiz almayın.
– Doktorunuzdan habersiz dikiş yerine krem, yağ, pudra, losyon v.b sürmeyin.
– Dikiş bölgesini 3-6 ay direk güneşe maruz bırakmayın.
– Doktorunuz önermişse pansumanı uygun şekilde yapın.
– Yara yerinin deri katlantısı arasında kalıp, nemlenmesinden sakının.
– Yara yerini kirletmemeye özen gösterin.

Normal doğum sorası dikiş izleri:
Normal doğumda epizyotomi (doğum kesisi) yapılmışsa dış tarafta 3-4 cm uzunluğunda hafif bir dikiş izi genellikle belli olur. İlk doğumlarda sıklıkla epizyotomi kesisi uygulanır ancak sonraki doğumlarda daha azalır uygulama sıklığı. Epizyotomi kesisi yapılmamışsa ve yırtık meydana gelmemişse dikiş atılmayacağı için normal doğum sonrası dış tarafta herhangi bir iz veya skar dokusu oluşmaz.

Sezaryen doğum sonrası dikiş izleri:
Sezaryende en sık uygulanan kesi yatay ve pubik tüylerin hemen üzerinden uygulanan bir kesi olduğu için ameliyat sonrası iz belirgin bile olsa genellikle mayo, bikini gibi giysilerin altında kalır ve dışarıdan belli olmaz. Sezeryan ameliyatında uygulanan cilt dikişleri hakkında ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.